Gün içerisinde belki onlarca belkide yüzlerce insanlarlar iletişime geçiyoruz. Soru soruyorlar yada cevap veriyorlar. Peki karşımızdaki insanı gerçekten dinliyor muyuz?

M. Kemal ATATÜRK - Halkı dinlerken
M. Kemal ATATÜRK – Halkı dinlerken

Dinliyorum tabi ki diye cevap veren arkadaşlara küçük bir sorum olacak. “Gerçekten karşımızdakinin söylediklerini mi dinliyoruz yoksa kafamızdakini dinliyoruz da karşımızdakini dinlediğimizi mi iddia ediyoruz.Görünüşte Dinleme: Dinlermiş gibi yaparız ama aslında biraz sonra ne söyleyeceğimizi aklımızdan geçiririz.Konu ile ilgili olarak şuralara da (1-2-3) bakabilirsiniz. Ancak bizimkisi biraz farklı. Birkaç gün içerisinde de iyi bir şekilde dinlememizi engelleyen nedenlerden de bahsedeceğim.Dinleme çeşitlerini şöyle sıralayalım isterseniz.Savunmada Dinleme: Dinlerken, konuşulanların içinde bize yönelik bir olumsuz tutum veya saldırı var mı acaba diye dikkat kesiliriz.
Seçerek Dinleme: İlk önce görünüşte dinlemedeyken dikkatimizi çeken bir konu fark ettiğimizde dikkatimizi hemen konuşulanlara yöneltiveririz.
Tuzakçı Dinleme: Konuşmacının bir açığını yakalayayım da üzerine çullanayım niyeti ile dinleriz.
Denetçi Dinleme: Konuşmacı bizim az önce anlattıklarımızdan bir şey anlamış mı diye kendisinin konuşmalarını takip eder, aklımızdan sürekli ölçüm yaparız.
Nezaketen Dinleme: Dinlememek ayıp olur diyerek can kulağıyla dinlermiş gibi yapar, konu ile ilgilenmediğimizi belli etmemeye çalışırız. Dinlemek istemediğimizi açıkça söylemekten çekiniriz.
Ürkek Dinleme: Dinlerken içimizde, bir açığımızın ortaya çıkacağı ve rezil olacağımız korkusunu taşırız.
Yaltaklanmacı Dinleme: Karşımızdakinin hoşuna gitmek için olduğumuzdan farklı bir poz takınırız.
Kaynak